10 tane futbol severe Wolfsburg'un geçtiğimiz sezonki şampiyonluğunda en büyük pay sahibi oyuncu kim diye sorsanız, 5'i gol kralı Grafite, 4'ü onu takip eden Edin Dzeko ve 1'i de Misimovic der herhalde. Yani bu tam doğru olmayabilir ama hemen hemen görüşler bu şekilde olur. Bu görüşler yanlış değil kesinlikle. Sonuçta toplamda 54 gol atmayı başaran bir ikili ve bu ikiliyi besleyen bir oyuncudan bahsediyoruz. Ancak çok önemli bir ismi de atlıyoruz. Bu 3 isim ve teknik direktör Felix Magath dışında Wolfsburg'un bu başarısında başka bir ismin de çok büyük emeği var. Bu kaleci Benaglio da değil. Düz mantıkla bir kaleci takımının şampiyonluğunda önemli roy oynayabilir, Benaglio da oynadı evet ama ondan başka biri var.
Bu kişi Josué Anunciado de Oliveira, yani bilinen adıyla Josue. 3 yıldır Wolfsburg'da oynayan ve geçtiğimiz sezonun başında kaptanlığa getirilen Brezilyalı bir ön libero. Sao Paulo'dan, Brezilya Milli Takımı'yla Copa Amerika maçlarındaki başarılı futbolu nedeniyle Wolfsburg'a transfer oldu zamanında. Günümüz futbolunda "iyi bir ön libero" tanımına aynen uyan bir oyuncu. Bir ön liberoda olması gereken her türlü özelliğe sahip. Bunun yanında liderlik özelliklerine de sahip ki takımına kaptan olması uygun görülmüş.
Wolfsburg gibi savunma hattını önde kurup, açık futbol oynayan bir takımda, orta sahanın defansif açıdan göstereceği performans hayati bir önem taşır. Ava giderken avlanma riskiniz vardır çünkü. İşte Wolfsburg'da takım çok adamla hücum ederken, hücumdaki tüm oyuncuların biraz gerisinde emliyet sübabı olarak kalan ve kontr-atakları yerinde müdahaleleriyle engelleyen, engellemeye çalışan isim Josue'dir. Defansif açıdan rakibi bozan bir oyuncu olmasının yanında hücumda da takımın atak başlatan pasları ondan gelir.(Ataklara destek vererek attığı süpriz goller de vardır ayrıca). Takımın kapanması gerektiği anlarda da, zaman zaman stoperlerin arasına girerek, yetersiz fiziğine(1.69 boy) rağmen savunmaya da destek verir. Her şeyden önemlisi de, maça inanılmaz derecede konsantredir.
Bu kadar işi bir arada yapması için de çok fazla efor sarfetmesi gerekir tabiki. İşte Josue'nin çok fazla efor sarfettiğinin kanıtı da her maç takımınn ve çoğu zaman da sahanın en çok koşan ismi olmasıdır. Sakatlanmadığı takdirde de her maç 90 dakikayı tamamlar. Nefes bakımından sorun yaşamamaktadır. Bu enerjisini zamanında yaptığı kondisyon ve fizik ağırlıklı antremanlara borçludur. Ve tabi ki Güney Amerikalı olmasına.
Bu sene yine aynı sistem ve formasyon ile devam eden Wolfsburg, şampiyon kadronun üstüne Karim Ziani ve Obafemi Martins gibi iki önemli transfer yaptı. Fakat nedendir bilinmez, işler Wolfsburg için bu sene pek iyi gitmedi. Ummadık puanlar kaybettiler, haddinden fazla gol yediler. Ancak gelen gollerin büyük çoğunluğu rakibin organize ataklarıyla karışık Wolfsburg'un savunmadaki uyumsuzluğundan. Kontr-ataktan yenilen gol sayısı 1 veya 2 yani. Bu da Wolfsburg'un defansif açıdan bu kadar kötü olduğu bir senede, Josue'nin yine de performansından bir şey kaybetmediğinin göstergesi aslında.
Maçın başında kaptan olarak kale-top sçeimlerinde ve maç içinde kameranın başarılı bir müdahalesinden sonra anca 1-2 kere göstermesiyle gördüğümüz bir oyuncu Josue. Halbuki "görünmez adam" olarak o kadar çok katkı sağlıyor ki takımına.
Schalke ile Veltins Arena'da oynadıkları ve deplasmanda 2-1 kazandıkları maçı ele alalım. Wolfsburg üst üste aldığı galibiyetlerin ardından morallenmiş ve iyi top oynuyor Schalke karşısında. Maçı da Dzeko'nun golleriyle 2-1 kazanıyorlar. Spiker maçın son anlarında top hangi Wolfsburglu'nun ayağına gelse, onun maçtaki performansını bir cümleyle anlatıyor. Dzeko golleri attı, Grafite etkisizdi, Misimovic çabaladı, Madlung ile Barzagli hatasız oynadı derken top Josue'nin ayağına geldi. Josue geriye doğru pasını attı ama spiker bu sürede onun hakkında söyleyecek bir şey bulamadı. Çünkü göze batan herhangi bir heraketi yoktu. Ama aslında Wolfsburg'un rakip kaleye yüklendiği anlarda kalesinde gol görmemesinin en büyük sebebi, yani golü bulmadan kalesinde gol görmemesinin en büyük sebebi oydu. 2. golde atağı başlatan pasta ondan gelmişti. Maçın bitimine saniyeler kala, top bir kez daha Josue'nin ayağına geldiğinde, spiker hazırlıklı bir şekilde 12 küsür kilometre koştuğunu söyledi bu kez. O zaman Josue'nin performansı hakkında net bir kanıya varabildim ve iyi oynadığını anladım.
İşte böyle bir oyuncu Josue. Maç içinde gözünüze batmaz, hatta maçın başlarını kaçırmışsanız Wolfsburg'un 11'inde olup olmadığını anlamazsınız top ayağına gelene kadar. Ama o görünmeyen katkılarıyla ve sarfettiği eforla Wolfsburg'un buralarda olmasının en büyük pay sahiplerinden. Mentalitesi hücuma dayalı olan bir takıma da cuk diye oturmuş bir oyuncu. Bu başarılı performansının karşılığını da, takımındaki 2. senesinde kaptanlığa getirilerek ve Brezilya gibi oynadığı pozisyonda birbirinden önemli isimler bulunduran bir milli takımın, 25 kez formasını giyerek aldı. Yaşı 30'u buldu, ancak her geçen sene oyunun üstüne koyuyor. O saha içinde görünmüyor belki ama, bir ön liberonun takımının başarısında nasıl önemli bir rol oynayacağını en iyi şekilde gösteriyor aslında bizlere.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder